Hepimizin artık aşina olduğu ve
yavaştan korkmaya başladığı corona ile savaşmak için öncelikle corona nedir onu
bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Corona aslında bir virüs ailesi. Türkçeye
"taç" olarak çevriliyor. Ve isimlerini etraflarındaki hareden, taçtan
alıyorlar. Birden fazla corona virüsü var ve bu virüs ailesine aslında
fazlasıyla aşinayız. Corona virüsler aslında hayvanlarda bulunuyor. Ama vahşi
hayvanlar ve insanlar arası temasın çokolduğu yerlerde virüsün mutasyon
geçirmesi üzerine insanlara da geçebiliyor. Geçtiğimiz yıllarda bol bol
isimlerini duyduğumuz SARS(2002) ve MERS(2012) de birer corona virüs. Şuan
hakkında konuşulan corona virüsü Covid-19 ve 2019 aralık ayında çinde ortaya
çıktı. Virüs tespit edildikten sonra çin komünist partisi, aynı sovyetlerin
zamanında çernobil kazasında yaptığı gibi durumu dünyadan saklanma çabaları
içerisine girip ört bas etmeye çalıştı. Neticesinde çok daha az zararla önlenebilecek
bir durumu adeta çıkmaza sokup sonrasında yerel yönetimleri gerekli önlemleri
almadıkları için suçladı. Ve aylarca WHO(dünya sağlık örgütü) nün yardım
tekliflerini reddedip kontrol altında olduğunu söylediler. Aralık ayından
günümüze biraz şeffaflık ve erken önlemler sağlansaydı hiç bu noktalara
gelmeyecek olan Covid-19 pandemi ilan edilmesine neden oldu.
Peki nedir bu pandemi, epidemi
ile ne farkı var? İkisi içinde net birer tanım olmasa dahi genel olarak epidemi
belirli bir bölgede vaka sayısında beklenenden çok daha hızlı bir artış olduğu
durumlar; Pandemi ise vaka sayılarının çok geniş coğrafi alanlarda ve ülke
sınırı tanımadan kontrolsüz bir şekilde artması olarak açıklanabilir. Epidemi
ve pandeminin söz konusu hastalığın ölümcüllüğü veya total de öldürdüğü insan
sayısı ile bir alakası yoktur.
Geçtiğimiz yüzyılda sadece 4 kere pandemi ilan edildi.
İlkine 1918-1920 yılları arasında H1N1 virüsü (ispanyol
gribi) neden oldu ve hayatta olan her 4 insandan birine bulaşarak 30-70 milyon
insanın ölümüne yol açtı. (Savaş zamanı olduğu için hastalıktan ölen insan
sayısını net olarak bilemiyoruz.)
İkinci pandemiye ise 1957-1958 yılları arasında H2N2 virüsü
(Asya gribi) neden oldu ve 2-4milyon insan öldü.
Üçüncü pandemiye 1968 yılında H3N2 virüsü (Hong-kong gribi)
neden oldu ve 2-4 milyon insan öldü.
Dördüncüsüne ise günümüzde Covid-19 neden oldu ve 15 mart
itibariyle 5833 ölüme neden oldu.
Maalesef bu virüsü kapıp onunla
bir savaş içerisine girme ihtimalimiz çok yüksek. Peki bu olası savaşta bizlerin
ve Covid-19’un ne gibi silahları olacak. Nasıl stratejiler izlenecek.
Öncelikle Covid-19’u 10 maddede tanıyalım:
1.
Covid19 insandan insana bulaşabilen bir virüs.
2.
Covid-19 bakteri değil virüs olduğu için *Antibiyotikler
Hiçbir İşe Yaramıyor*. Ve aynı şekilde bakterileri öldürdüklerini söyleyen (protex,
activex vs.) sabunların corona için normal sabundan bir farkı yok.
3.
Şimdiye kadar Covid-19 için geliştirilmiş bir
ilaç veya aşı bulunmamakta. Yani savaşma işinin tamamı bağışıklık sistemimize
kalmakta.
4.
UV ışınlarına ve sıcağa karşı çok dayanıksızlar.
5.
Eğer nemli değilse cansız yüzeylerde 72 saate
kadar canlı kalbiliyorlar. Nemli ise bu süreç uzayabiliyor.
6.
Havada asılı durabilen partiküllere yapışarak havada
asılı kalabiliyor.
7.
Virüs bünyenize girdikten sonra semptom
göstermeye başlamanız 10-20 günü bulabiliyor. Bu süreye kuluçka süresi deniyor.
8.
Kuluçka süresi bittikten sonra başlarda sıradan
bir soğuk algınlığı veya grip gibi seyredebiliyor.
9.
Ölüm oranlarının yüksek olduğu risk grubunun
başlıca üyeleri yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar.
10.
Covid-19 için kritik anahtar kelime ACE2 (Angiotensin-converting
enzyme 2). Corona ACE2 enzimini kullanarak akciğer hücrelerimizin
içine girip onları yok ediyor. Yani ne kadar çok ACE2 varsa vücudunuzda o kadar
risk altında oluyorsunuz. ACE2 düzeyi genetik ve çevresel etkenlerle
belirleniyor. Çevresel etkenlerden en önemli birinci etken sigara. Sigara
dumanına maruz kalmak ACE2 enzimini fazlasıyla arttırıyor. İkincisi ise yaş,
yaşlandıkça da ACE2 düzeyi git gide artıyor.
Şimdi tek tek bu maddeleri ele
alarak neler yapabileceğimize bir bakalım:
1.
Olabildiğince insanlarla olan etkileşimimizi
azaltmak, sağlıklı gözüksün/gözükmesin insanlarla bir mesafe bırakmak,
tokalaşmamak çok önemli. Çokça insanın olduğu yerlerde aşağı bakarak durmak ve
aşağıdan nefes almak diğer insanların soluklarını solumanızı önleyebilir.
2.
Hasta hissetmeye başladığınızda antibiyotik
almanız böbreklerinizi yormaktan başka bir işe yaramayacak. Yararlı
bağlantılarda verdiğim “El yıkama” Videosunda ki gibi normal sabun kullanarak
en az 20 saniye boyunca 2 kere ellerinizi yıkamanız yeterli olacaktır. (https://www.youtube.com/watch?v=vXQbSThEtrA)
3.
Hastalığa yakalanmadan bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz
gerekiyor. Bol bol meyve sebze tüketip eti azaltmak, düzenli ve dengeli beslenmek
ve en önemlisi erken yatmak gerekiyor. Uyku düzeni çok önemli.
4.
Sabahın ilk saatlerinden itibaren perdelerimizi
açıp içeriye güneş girmesini sağlayarak güneşten gelen bedava UV ışınlarını virüsle
savaşmak için kullanabiliriz.
5.
Kesinlikle olabildiğince az etrafa dokunmaya
çalışıp ellerimizi yüzümüze götürmememiz gerekiyor. Sık sık ellerimizi yıkamamız
çok önemli. El kurulama havlularının kişiye özel olması yada hiç kullanılmaması
gerekiyor. Eğer ellerimizi yıkayabilecek durumda değilsek dezenfektan veya
alkol kullanarak ellerimizi dezenfekte edebiliriz. (Dezenfektanlar ve maskeler
ile ilgili ayrıntılı bilgi vereceğim.) Ama unutmayın ki dezenfekte etmek
temizlemek anlamına gelmiyor. 5dk önce ellerimizi dezenfekte etsek bile çeşme
bulduğumuzda direk ellerimizi yıkamamız gerekiyor. İsterseniz toplu taşımada kullan
at eldivenler kullanabilirsiniz.
6.
Bulunduğumuz ortamı havalandırmamız gerekiyor. Öksürürken
veya hapşırırken bir peçenin içine doğru öksürmek/hapşırmak, sonrada o peçeteyi
atmak gerekiyor. Eğer peçete yoksa dirsek içini kullanarak partiküllerin havaya
yayılmasını önlemek gerekiyor.
7.
Eğer yurt dışına çıktıysanız veya çıkan birileriyle
temasa girdiyseniz kendinizi 2-3 hafta sevdiklerinizin iyiliği için izole
etmeniz gerekiyor. Tam anlamıyla sağlık görünseniz ve hissetseniz bile pozitif bir
vaka olabilirsiniz.
8.
Hafif üşüttüğünüzü veya grip olduğunuzu
düşünseniz bile doktora gitmeniz ve çevrenizdeki insanların iyiliği için maske
takmanız çok önemli.
9.
60 yaş üstü olanlar, hamile olanlar, bağışıklık sorunu olanlar, kanser hastaları, kronik
solunum yolu hastaları, obezite ve diyabet, kalp damar hastaları, organ nakli
olanlar, kronik hastalar ve yakınlarının çok dikkat etmeleri ve risk
grubundaki kişileri olabildiğince soyutlamaları gerekiyor. Keyfi hiçbir
durumda insanlarla etkileşime geçmemeleri gerekiyor.
10.
ACE2 yi düşürmek için sigara içilen alanlarda
durmamalı ve eğer biz içiyorsak azaltmalı, yapabiliyorsak bırakmalıyız.
Dezenfektanlar, Maskeler ve
Eldivenler
Kullanabileceğimiz
ekipmanların başında dezenfektanlar geliyor. Dezenfektan olarak kolonya evet
işe yarıyor ama sık kullanımda cildi tahriş ediyor. Kolonya almak yerine dezenfektan
veya %99 izopropil alkol almak daha efektif olabilir. Dezenfektan alırken
corona virüsüne karşı etki etmesi için en az %70 alkol içeren bir dezenfektan seçmeniz
gerekiyor. Aynı şekilde %70 alkol içeren dezenfektanınızı kendiniz de kolayca
yapabilirsiniz. 700ml alkol ve 300ml saf su(Akü suyu) karıştırarak ile 1 litre
dezenfektan elde edebilirsiniz. Ellerinizde kullanmak için kıvamını arttırsın
diye 2-3 damla gliserin damlatabilirsiniz. Almış/Yapmış olduğunuz dezenfektan
ile herkes tarafından dokunulan (Kapı kolları, lamba anahtarları, ziller,
asansör düğmeleri, musluklar vb.) yerleri ve ellerinizi 20-30 saniye ovalamanız
yeterli. (Artan talepten ötürü fiyatlar daha da artmadan 2-3 kişi ortaklaşa 5
litrelik alkol bidonuna girebilirsiniz.)
Gelelim
maskelere, maske fiyatları son 3 aydır hep yükselişte ve bir süre daha yükselecek
gibi duruyor. Maskeleri genel olarak 2 kategoriye ayırabiliriz. Cerrahi
maskeler ve iş güvenliği maskeleri.
Cerrahi
maskeler çok daha ucuz ve temel düzeyde bir koruma sağlıyor. 2 katlı, 3 katlı,
steril ve steril olmayan gibi çeşitleri var. 3 katlı 2 katlıya göre daha iyi
bir koruma sağlıyor ve steril olan maskeler ameliyatlarda kullanılıyor. Hasta
olanlar maske taksın olmayanlar takmasa da olur gibi açıklamalar yapılıyor.
Teoride çok mantıklı olan bu açıklamalar maalesef pratikte gerçekle çelişiyor.
Şuan kısıtlı bir maske üretimimiz olduğu için hastanelerde bile maske sıkıntısı
çekilebiliyor. O yüzden toplum içinde sadece öksürenlerin ağzına maske takmak çok
mantıklı ama maalesef insanlarımız o kadar bilinçli olmadığı için ağzını aça
aça öksürüyor/hapşırıyor, değil maske peçete bile kullanmıyor. Hal böyle olunca
özellikle risk grubu içerisindeki insanlar ve yakınlarının kesinlikle diğer
insanlarla aynı ortamda bulundukları her an en azından 2 katlı cerrahi maske
takması gerektiğini düşünüyorum. (Maskenin nasıl takılıp çıkarılacağına dair ayrıntılı
bilgi https://www.wikihow.com.tr/T%C4%B1bbi-Maske-Nas%C4%B1l-Tak%C4%B1l%C4%B1r)
İş güvenliği
maskeleri cerrahi maskelere kıyasla daha pahalı ve üst düzeyde bir koruma ve
sızdırmazlık sağlıyorlar. Ventilli(valfli) ve ventilsiz(valfsiz) olarak ikiye
ayrılıyor. Ventil siz nefes verdiğinizde havayı tek yönlü bir şekilde dışarı
atmaya yarayan bir aparat. Ekstra bir koruma sağlamaz ama nefes alışverişini
kolaylaştırdığı ve maskenin nemlenmesini azalttığı için daha konforlu olup
maskeyi daha uzun süre kullanmanızı sağlar. Herkes N95 diye bir şey duymuştur. NIOSH (National
Institute for Occupational Safety and Health) standardına
göre N95 maskeler partikülleri %95 oranında, N99 maskeler %99 oranında, N100
maskeler %99.97 oranında engellerler. NIOSH Amerika’nın bir devlet kurumu ve
amerikada NIOSH standartları kullanılıyor. Avrupada ise EN 149 standartları
kullanıyor. Avrupa standartlarına göre maskeler FFP1 %80 oranında, FFP2 %94
oranında, FFP3 %99 oranında engelliyor. N95 ve FFP2 maskeler aşağı yukarı aynı
düzeyde koruma sağlıyor. Ama ilk yapılan açıklmalar Amerikan standartlarını
referans göstererek yapıldığı ve %95 efektifliğe sahip N95 maskeleri önerildiği
için insanlar aslında aynı şey olsa bile FFP2’lerden çok N95’lere yöneldiler ve
N95 maskelerin fiyatları gittikçe arttı. Yani eğer bir iş güvenliği maskesi
alacaksanız N95 bir maske ile FFP2 maske arasında fiyat farkı varsa ucuz olanı
tercih edebilirsiniz.
Eldivenlerin
mantığı oldukça basit. Bir sürü insanın dokunduğu yerlere temas edecekseniz (Alışverişe
çıkmanız gerektiğinde veya toplu taşıma kullanacağınızda) kullanıp daha sonra
çöpe atacağınız bir araç. Henüz fiyatları maskeler gibi artmamışken 1 kutu almanızda
kenarda durmasında fayda var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder