18 Mart 2020 Çarşamba

Covid-19 Çin Virüsü


Hepimizin artık aşina olduğu ve yavaştan korkmaya başladığı corona ile savaşmak için öncelikle corona nedir onu bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Corona aslında bir virüs ailesi. Türkçeye "taç" olarak çevriliyor. Ve isimlerini etraflarındaki hareden, taçtan alıyorlar. Birden fazla corona virüsü var ve bu virüs ailesine aslında fazlasıyla aşinayız. Corona virüsler aslında hayvanlarda bulunuyor. Ama vahşi hayvanlar ve insanlar arası temasın çokolduğu yerlerde virüsün mutasyon geçirmesi üzerine insanlara da geçebiliyor. Geçtiğimiz yıllarda bol bol isimlerini duyduğumuz SARS(2002) ve MERS(2012) de birer corona virüs. Şuan hakkında konuşulan corona virüsü Covid-19 ve 2019 aralık ayında çinde ortaya çıktı. Virüs tespit edildikten sonra çin komünist partisi, aynı sovyetlerin zamanında çernobil kazasında yaptığı gibi durumu dünyadan saklanma çabaları içerisine girip ört bas etmeye çalıştı. Neticesinde çok daha az zararla önlenebilecek bir durumu adeta çıkmaza sokup sonrasında yerel yönetimleri gerekli önlemleri almadıkları için suçladı. Ve aylarca WHO(dünya sağlık örgütü) nün yardım tekliflerini reddedip kontrol altında olduğunu söylediler. Aralık ayından günümüze biraz şeffaflık ve erken önlemler sağlansaydı hiç bu noktalara gelmeyecek olan Covid-19 pandemi ilan edilmesine neden oldu.
Peki nedir bu pandemi, epidemi ile ne farkı var? İkisi içinde net birer tanım olmasa dahi genel olarak epidemi belirli bir bölgede vaka sayısında beklenenden çok daha hızlı bir artış olduğu durumlar; Pandemi ise vaka sayılarının çok geniş coğrafi alanlarda ve ülke sınırı tanımadan kontrolsüz bir şekilde artması olarak açıklanabilir. Epidemi ve pandeminin söz konusu hastalığın ölümcüllüğü veya total de öldürdüğü insan sayısı ile bir alakası yoktur.
Geçtiğimiz yüzyılda sadece 4 kere pandemi ilan edildi.
İlkine 1918-1920 yılları arasında H1N1 virüsü (ispanyol gribi) neden oldu ve hayatta olan her 4 insandan birine bulaşarak 30-70 milyon insanın ölümüne yol açtı. (Savaş zamanı olduğu için hastalıktan ölen insan sayısını net olarak bilemiyoruz.)
İkinci pandemiye ise 1957-1958 yılları arasında H2N2 virüsü (Asya gribi) neden oldu ve 2-4milyon insan öldü.
Üçüncü pandemiye 1968 yılında H3N2 virüsü (Hong-kong gribi) neden oldu ve 2-4 milyon insan öldü.
Dördüncüsüne ise günümüzde Covid-19 neden oldu ve 15 mart itibariyle 5833 ölüme neden oldu.




Maalesef bu virüsü kapıp onunla bir savaş içerisine girme ihtimalimiz çok yüksek. Peki bu olası savaşta bizlerin ve Covid-19’un ne gibi silahları olacak. Nasıl stratejiler izlenecek.

Öncelikle Covid-19’u 10 maddede tanıyalım:

1.       Covid19 insandan insana bulaşabilen bir virüs.
2.       Covid-19 bakteri değil virüs olduğu için *Antibiyotikler Hiçbir İşe Yaramıyor*. Ve aynı şekilde bakterileri öldürdüklerini söyleyen (protex, activex vs.) sabunların corona için normal sabundan bir farkı yok.
3.       Şimdiye kadar Covid-19 için geliştirilmiş bir ilaç veya aşı bulunmamakta. Yani savaşma işinin tamamı bağışıklık sistemimize kalmakta.
4.       UV ışınlarına ve sıcağa karşı çok dayanıksızlar.
5.       Eğer nemli değilse cansız yüzeylerde 72 saate kadar canlı kalbiliyorlar. Nemli ise bu süreç uzayabiliyor.
6.       Havada asılı durabilen partiküllere yapışarak havada asılı kalabiliyor.
7.       Virüs bünyenize girdikten sonra semptom göstermeye başlamanız 10-20 günü bulabiliyor. Bu süreye kuluçka süresi deniyor.
8.       Kuluçka süresi bittikten sonra başlarda sıradan bir soğuk algınlığı veya grip gibi seyredebiliyor.
9.       Ölüm oranlarının yüksek olduğu risk grubunun başlıca üyeleri yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar.
10.   Covid-19 için kritik anahtar kelime ACE2 (Angiotensin-converting enzyme 2). Corona ACE2 enzimini kullanarak akciğer hücrelerimizin içine girip onları yok ediyor. Yani ne kadar çok ACE2 varsa vücudunuzda o kadar risk altında oluyorsunuz. ACE2 düzeyi genetik ve çevresel etkenlerle belirleniyor. Çevresel etkenlerden en önemli birinci etken sigara. Sigara dumanına maruz kalmak ACE2 enzimini fazlasıyla arttırıyor. İkincisi ise yaş, yaşlandıkça da ACE2 düzeyi git gide artıyor.
Şimdi tek tek bu maddeleri ele alarak neler yapabileceğimize bir bakalım:
1.       Olabildiğince insanlarla olan etkileşimimizi azaltmak, sağlıklı gözüksün/gözükmesin insanlarla bir mesafe bırakmak, tokalaşmamak çok önemli. Çokça insanın olduğu yerlerde aşağı bakarak durmak ve aşağıdan nefes almak diğer insanların soluklarını solumanızı önleyebilir.
2.       Hasta hissetmeye başladığınızda antibiyotik almanız böbreklerinizi yormaktan başka bir işe yaramayacak. Yararlı bağlantılarda verdiğim “El yıkama” Videosunda ki gibi normal sabun kullanarak en az 20 saniye boyunca 2 kere ellerinizi yıkamanız yeterli olacaktır. (https://www.youtube.com/watch?v=vXQbSThEtrA)
3.       Hastalığa yakalanmadan bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Bol bol meyve sebze tüketip eti azaltmak, düzenli ve dengeli beslenmek ve en önemlisi erken yatmak gerekiyor. Uyku düzeni çok önemli.
4.       Sabahın ilk saatlerinden itibaren perdelerimizi açıp içeriye güneş girmesini sağlayarak güneşten gelen bedava UV ışınlarını virüsle savaşmak için kullanabiliriz.
5.       Kesinlikle olabildiğince az etrafa dokunmaya çalışıp ellerimizi yüzümüze götürmememiz gerekiyor. Sık sık ellerimizi yıkamamız çok önemli. El kurulama havlularının kişiye özel olması yada hiç kullanılmaması gerekiyor. Eğer ellerimizi yıkayabilecek durumda değilsek dezenfektan veya alkol kullanarak ellerimizi dezenfekte edebiliriz. (Dezenfektanlar ve maskeler ile ilgili ayrıntılı bilgi vereceğim.) Ama unutmayın ki dezenfekte etmek temizlemek anlamına gelmiyor. 5dk önce ellerimizi dezenfekte etsek bile çeşme bulduğumuzda direk ellerimizi yıkamamız gerekiyor. İsterseniz toplu taşımada kullan at eldivenler kullanabilirsiniz.
6.       Bulunduğumuz ortamı havalandırmamız gerekiyor. Öksürürken veya hapşırırken bir peçenin içine doğru öksürmek/hapşırmak, sonrada o peçeteyi atmak gerekiyor. Eğer peçete yoksa dirsek içini kullanarak partiküllerin havaya yayılmasını önlemek gerekiyor.
7.       Eğer yurt dışına çıktıysanız veya çıkan birileriyle temasa girdiyseniz kendinizi 2-3 hafta sevdiklerinizin iyiliği için izole etmeniz gerekiyor. Tam anlamıyla sağlık görünseniz ve hissetseniz bile pozitif bir vaka olabilirsiniz.
8.       Hafif üşüttüğünüzü veya grip olduğunuzu düşünseniz bile doktora gitmeniz ve çevrenizdeki insanların iyiliği için maske takmanız çok önemli.
9.       60 yaş üstü olanlar, hamile olanlar, bağışıklık sorunu olanlar, kanser hastaları, kronik solunum yolu hastaları, obezite ve diyabet, kalp damar hastaları, organ nakli olanlar, kronik hastalar ve yakınlarının çok dikkat etmeleri ve risk grubundaki kişileri olabildiğince soyutlamaları gerekiyor. Keyfi hiçbir durumda insanlarla etkileşime geçmemeleri gerekiyor.
10.   ACE2 yi düşürmek için sigara içilen alanlarda durmamalı ve eğer biz içiyorsak azaltmalı, yapabiliyorsak bırakmalıyız.



Dezenfektanlar, Maskeler ve Eldivenler

Kullanabileceğimiz ekipmanların başında dezenfektanlar geliyor. Dezenfektan olarak kolonya evet işe yarıyor ama sık kullanımda cildi tahriş ediyor. Kolonya almak yerine dezenfektan veya %99 izopropil alkol almak daha efektif olabilir. Dezenfektan alırken corona virüsüne karşı etki etmesi için en az %70 alkol içeren bir dezenfektan seçmeniz gerekiyor. Aynı şekilde %70 alkol içeren dezenfektanınızı kendiniz de kolayca yapabilirsiniz. 700ml alkol ve 300ml saf su(Akü suyu) karıştırarak ile 1 litre dezenfektan elde edebilirsiniz. Ellerinizde kullanmak için kıvamını arttırsın diye 2-3 damla gliserin damlatabilirsiniz. Almış/Yapmış olduğunuz dezenfektan ile herkes tarafından dokunulan (Kapı kolları, lamba anahtarları, ziller, asansör düğmeleri, musluklar vb.) yerleri ve ellerinizi 20-30 saniye ovalamanız yeterli. (Artan talepten ötürü fiyatlar daha da artmadan 2-3 kişi ortaklaşa 5 litrelik alkol bidonuna girebilirsiniz.)
Gelelim maskelere, maske fiyatları son 3 aydır hep yükselişte ve bir süre daha yükselecek gibi duruyor. Maskeleri genel olarak 2 kategoriye ayırabiliriz. Cerrahi maskeler ve iş güvenliği maskeleri.
Cerrahi maskeler çok daha ucuz ve temel düzeyde bir koruma sağlıyor. 2 katlı, 3 katlı, steril ve steril olmayan gibi çeşitleri var. 3 katlı 2 katlıya göre daha iyi bir koruma sağlıyor ve steril olan maskeler ameliyatlarda kullanılıyor. Hasta olanlar maske taksın olmayanlar takmasa da olur gibi açıklamalar yapılıyor. Teoride çok mantıklı olan bu açıklamalar maalesef pratikte gerçekle çelişiyor. Şuan kısıtlı bir maske üretimimiz olduğu için hastanelerde bile maske sıkıntısı çekilebiliyor. O yüzden toplum içinde sadece öksürenlerin ağzına maske takmak çok mantıklı ama maalesef insanlarımız o kadar bilinçli olmadığı için ağzını aça aça öksürüyor/hapşırıyor, değil maske peçete bile kullanmıyor. Hal böyle olunca özellikle risk grubu içerisindeki insanlar ve yakınlarının kesinlikle diğer insanlarla aynı ortamda bulundukları her an en azından 2 katlı cerrahi maske takması gerektiğini düşünüyorum. (Maskenin nasıl takılıp çıkarılacağına dair ayrıntılı bilgi https://www.wikihow.com.tr/T%C4%B1bbi-Maske-Nas%C4%B1l-Tak%C4%B1l%C4%B1r)
İş güvenliği maskeleri cerrahi maskelere kıyasla daha pahalı ve üst düzeyde bir koruma ve sızdırmazlık sağlıyorlar. Ventilli(valfli) ve ventilsiz(valfsiz) olarak ikiye ayrılıyor. Ventil siz nefes verdiğinizde havayı tek yönlü bir şekilde dışarı atmaya yarayan bir aparat. Ekstra bir koruma sağlamaz ama nefes alışverişini kolaylaştırdığı ve maskenin nemlenmesini azalttığı için daha konforlu olup maskeyi daha uzun süre kullanmanızı sağlar. Herkes N95 diye bir şey duymuştur. NIOSH (National Institute for Occupational Safety and Health) standardına göre N95 maskeler partikülleri %95 oranında, N99 maskeler %99 oranında, N100 maskeler %99.97 oranında engellerler. NIOSH Amerika’nın bir devlet kurumu ve amerikada NIOSH standartları kullanılıyor. Avrupada ise EN 149 standartları kullanıyor. Avrupa standartlarına göre maskeler FFP1 %80 oranında, FFP2 %94 oranında, FFP3 %99 oranında engelliyor. N95 ve FFP2 maskeler aşağı yukarı aynı düzeyde koruma sağlıyor. Ama ilk yapılan açıklmalar Amerikan standartlarını referans göstererek yapıldığı ve %95 efektifliğe sahip N95 maskeleri önerildiği için insanlar aslında aynı şey olsa bile FFP2’lerden çok N95’lere yöneldiler ve N95 maskelerin fiyatları gittikçe arttı. Yani eğer bir iş güvenliği maskesi alacaksanız N95 bir maske ile FFP2 maske arasında fiyat farkı varsa ucuz olanı tercih edebilirsiniz.
Eldivenlerin mantığı oldukça basit. Bir sürü insanın dokunduğu yerlere temas edecekseniz (Alışverişe çıkmanız gerektiğinde veya toplu taşıma kullanacağınızda) kullanıp daha sonra çöpe atacağınız bir araç. Henüz fiyatları maskeler gibi artmamışken 1 kutu almanızda kenarda durmasında fayda var.